Gazeller – Mevlâna

YouTube Preview Image

Gazel: 557 – Yağmur yağarken gülmek şimşeğin adetidir.

Bana, kıvılcımlar gibi gülmesini öğreten güzel, tatlı gülüşlerinden cihanı bir cennet yaptı.

Ben gerçi yokluktan hoş gönüllü ve gülerek doğdumsa da aşk bana başka türlü bir gülmeyi öğretti.

Sedefe benzerim, beni kırdıkları zaman gülerim. Fethü zaferden gülmek, hamların işidir.

Akşamların, seherlerin ruhu olan o, bir gece benimle sözleşmeğe geldi de bana seherler gibi gülmeyi öğretti.

Ben bulut gibi, somurtkan olsam bile içimden gülerim. Nitekim yağmur yağarken gülmek, şimşeğin adetidir.

Bir döküm ocağına rastladığın zaman, kırmızı altına hoşça bak ki, ateşin içinde, taşın gülüşünü göresin. Altın ateşin içinde gülünce, sana şöyle der:

-Eğer kalp değilsen, zarar vaktinde gülümse.
Eğer sen pek büyük bir beysen, şimdi iğreti padişaha, iğreti taç ve kemerine gülmeyi, ecelden öğren.

Efendi! Eğer sen İsa sıfatlı isen, şehvet gamında bulunan erkek ve kadına gülmesini İsa’dan öğren.

Eğer sen bir an, Ahmed-i ümmi’nin irfan medresesini gördünse, git sana, arkıt bu fazilete, bu hünere gülmek helaldir.
Ey müneccim! Sen Ayın yarılması mucizesine eğer inanmıyorsan, önce kendine sonra da GÜneşe ve aya bakıp gülmen gerekir.
Gonca gibi sen gizli gülme! Ağaçlar, üzerlerinde çiçeklerini açtıkları vakit, bitkilerin güldükleri gibi gül.

Gazel: 519- Kendimi sevgilimden ayırt etmem.

Bugün öyleyim ki, eşeğin yükten ayırt etmem. Öyle kendimden geçmişim ki, gülü dikenden ayırt etmem. Bugün sevgilim beni yolumdan aldı, öyle bir hale koydu ki, sevgilimle öyleyim ki, kendimi sevgilimden ayırt etmem.
Dün şarap beni sarhoşluktan darağacının tepesine çıkardı. Bugün ise öyleyim ki, kapıyı darağacından ayırdetmem.

Ben pazarın kuyumcusunun elindeki terazi gibi pazarı düzenlendirir dururum da pazar nedir? Bilmem.

Ben, Tebrizli Şems-ül Hakkın elindeki kalem gibi uzun defterler yazarım ve defterin ne olduğunu bilmem.

Gazel:520 Mestim ama, onun kokusundan.

Ey aşıklar! Ey aşıklar! Kadehi kaybettim, kadehlere sığmayan şaraptan içtim.
Güzellerle, gül yüzlülerle gülbahçesi gibi açılırım. Kışa benzer münkirlerle hazan gibi donuklaşırım.
Ey doğru içlilerin padişahı! Benim gibi bir uysal gördün mü? Dirilerinle diriyim, ölülerinle ölüyüm.
Mestim, harabım, kendimde değilim. Git, zabıta memuruna beni çekiştir. İçtiğim şaraptan ona da tadımlık getirdim.
Mestim ama, onun kokusundan, batmışım, ama onun ırmağında, ben onun yakut dudağından, onun gül yanağından gülbeşekerde beslenmişim…
Şarap kadehine sarıldım, düşüncenin kanını döktüm. Sevgilimle onunla birlikte perde içindeyim.
Benim cismimde başka bir can, canımda başka bir canan, zamanımda başka bir zaman vardır. Zira ben ona kavuştum. 

Şark İslâm Klasikleri’nden

Divan-ı Kebir’den

Seçme Şiirler III

Mevlâna

Çeviren: Mithat Baharî Beytur

Keyfin Bilir, İstersen Paylaş:
  • Facebook
  • email
  • Live
  • Tumblr
  • Twitter
  • FriendFeed
  • PDF
  • Print
  • RSS

Facebook Hesabınla Yorum Yap/abilirsin!

Bir Cevap Yazın

Face Şeysi

Azcık Reklam!